Menu
SON DAKİKA

AMERİKA GÜNLÜĞÜ (3.11.2015 Salı) Özel

Amerika’dan Lexington’dan herkese selamlar, sevgiler…

Bu yazımda, İstanbul’dan 4 ve 8 kişilik iki ayrı grup halinde geldiğimiz Amerika’daki ilk günümüzde yaşadıklarımızı paylaşacağım sizlerle… Ama öncesinde İstanbul-Amerika arasındaki yolculuktan kısaca söz etmek istiyorum.

2 Grup, 2 farklı yol…

Yazımın başında söylediğim gibi Amerika’ya 2 ayrı grup halinde geldik…

Ben, Kayhan Özcan, Mutlu Balyemez ve Erhan Dıblen İstanbul-Paris-Cincinnati güzergahını kullanırken, Recep Avşar, Uğur Börü, Hikmet Terzi, Turgut Bozkurt, Ahmet Baguç, Kerem Börü, Abdülsamet Tekin ve Kenan Yazıcı’dan oluşan diğer grup ise İstanbul-Chicago-Lexington güzergahını kullandı. Neden ikiye ayrıldınız diye sormayın! Aslında çok özel bir sebebi yok, biraz iki grup arasındaki ‘kim daha önce gider’ iddiasından, biraz da bizim 4 kişilik grubun diğer 8 kişilik gruba oranla parasını daha tasarruflu bir şekilde harcama zorunluluğu olmasından… İnsan emekli olunca bırakın diğer gruptaki bazı abilerimiz gibi ‘bızınız’ uçmayı, 3 kuruşun bile hesabını yapıyor!

İlk gün yaşananlar

Yaptığım kısa girişin ardından gelelim ilk gün yaşadıklarımıza… Her ne kadar 2 ayrı grup olarak Lexington’a ulaştıysak da, 12 arkadaş aynı otelde kalmayı başardık. Sağolasın Kayhan ÖzcanHyatt Place’de gerçekten odalarımız harikaydı… Bu paraya bu kalite süper ötesi… Sabah saat 8.00’de yapılan kahvaltı sonrası kiraladığımız 7’şer kişilik 2 ayrı arabayla, şoförlerimiz Mutlu Balyemez ve Kayhan Özcan’ın liderliğinde Keeneland Satış Merkezine doğru yola çıktık. Yaklaşık yarım saatlik bir yoluculuk sonrası vardığımız Keeneland, daha önce İrlanda Goffs, İngiltere Tattersalls ve Fransa Arqana’yı da gördüğüm için rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu 3 satış merkezinden çok daha büyük ve hatta neredeyse üçünü birden içine alabilecek kapasitede inanılmaz bir yer… Daha birkaç günce American Pharoah’un da start aldığı Breeders Cup yarışlarının yapıldığı Keeneland Hipodromu ile Keeneland Satış Merkezi yanyana konumlanmış. Satış Merkezi ile hipodromun arası 50 adım… Dolayısıyla satışlar başlamadan önce geçen senede Keeneland’e gelen abilerimizden Uğur Börü ile ilk önce Hipodroma gittik.

Keeneland Hipodromu doğrusu beklentilerimle örtüşen bir görüntüde değildi. Televizyondan defalarca yarı seyrettiğim hipodrom çok büyük ve gösterişli bir hipodrom değil. Bırakın Longchamp’ı, Ascot’u, bizim Veliefendi bile yanına daha haşmetli kalır. Ama butik ve çok sevimli bir hipodrom. Tarihi dokusunu koruyan, şirin bir yarış yeri… Mutlu piste girince çok şaşırdı. Kum neredeyse beton gibiydi. Anlayacağınız yarışlarda rekor derecelerin çıkması boşuna değilmiş! Tribünlerde gösterişli hiçbir durum yok. Yarışseverlerin vakit geçirdiğ ve içinde oyun makinelerin olduğu bölüm ise çok keyifli. Gişeler ve bülten satış noktaları harika… Döndüğümde ilk işim TJK Genel Müdürü Tuncel Aydın’a, Veli’deki gişelerin Keeneland’dekiler gibi olmasını sağlaması için baskı yapmak olacak. Padok mahalli ise oldukça mütevazı… Kısacası yakından gördüğüm hipodromun televizyondaki kadar bir haşmeti yok…

Diğer Türk Atçılarla buluşuyoruz

Hipodrom gezimizin bitmesinin ardından satış merkezine geri dönüyoruz. Sayıları yüzlerle ifade edilebilecek yetiştiriciler satışın başlamasına az bir süre kala kafelerde vakit geçirip, hem son dakika çalışmalarını gözden geçiriyorlar, hem de birbirleri ile sohbet ediyorlar. Bizde Türk usulü 3 masayı yanyana birleştirip yerimizi alıyoruz. Bu esnada bizden günlerce önce gelen diğer Türk atçı ve yetiştiricilerden Arif Kurtel, onun hara menajeri Eric, Amerika’da çok sayıda atı olan Fedai Kahraman, Ömer Halim Aydın ve başarıları ile bizleri gururlandıran antrenör ve hara sahibi kardeşimiz Murat Sancal ile karşılaşıyoruz. Grup kalabalıklaşıyor ve atçılarımız arasında koyu bir sohbet başlıyor.

Satışlar başlıyor

Samimi ve sıcak bir atmosferde bir araya gelen Türk atçılar arasındaki koyu sohbetler devam ederken bu arada satışlar başlıyor… Bugünkü satışlar resmen el yakıyor. Yüzbinler, milyonlar havalarda uçuşuyor. Çünkü ilk 2-3 gün satılan kısrak ve foallar satışın en gözde atları… Bizim gruptan Arif Kurtel ve Fedai Kahraman günün en aktif yetiştiricileri… Arif Kurtel birkaç kısrak için arttırmaya katılsa da almayı başaramıyor. Fedai Kahraman ise almayı istediği safkanlardan daha ziyade gün içerisinde satacağı atların durumu nedeniyle ayrı bir heyecan yaşıyor…

Kahraman ve Sancal’ın büyük başarısı

Günün Fedai Kahraman ve dolayısıyla bizler içinde en heyecanlı dakikaları 334 ve 335 lot numaralı safkanların ringe çıktığı anlar… 2 safkanda Fedai Kahraman’a ait… Murat Sancal Kahraman ekürisi adına satışa getirdiği 1 kısrak ve 1 erkek tay için son derece heyecanlı… İyi bir satış olmasını bekliyor. Nitekim oluyor da… 334 Lot numarası ile ringe çıkan Justmeandmyshadow isimli ve ‘Tiznow – St. Helens Shadow’ orijinli 2007 doğumlu kısrak, Bodemeister (Empire Maker) isimli aygırdan gebe olarak tam 525.000 $’a satılıyor. Fedai Bey mutlu, Murat Sancal ise ondan daha mutlu… Geçen sene aynı satıştan 77.000 $’a Yes It’s True’dan gebe olarak alınan kısrak, tam bir yıl sonra yaklaşık 7 kat fiyatına satılarak büyük bir başarıya imza atılıyor. Üstelik geçen sene ile bu sene arasındaki kur farkı dikkate alındığında elde edilen başarının değeri daha da anlamlı bir hale geliyor…

Justmeandmyshadow’un harika bir fiyata satılmasının hemen ardından ringe bu defa 335 lot numarası ile söz konusu kısrağın tayı geliyor. Tay erkek ve babası yukarıda da belirttiğim gibi Yes Its True… Annesi dakikalar önce 525.000 $’a satılan erkek tay 230.000 $’a alıcı buluyor. Böylelikle geçen sene 77.000 $’a alınan hamile kısrak, kendisi ve tayı ile birlikte 755.000 $ bir satış hasılatı gerçekleştiriyor. Bu gerçekten Amerika gibi devlerin mücadele ettiği bir yerde büyük değil bence çok büyük başarı. Hem Fedai Kahraman’ı, hem de büyük emekleri bulunan Murat Sancal kardeşimizi gönülden tebrik ediyorum.

SANCAL Racing

Kahraman ekürisinin gerçekleştirdiği başarılı satışın ardından keyifli bir şekilde 3 ayrı araba ile Murat Sancal’ın satış merkezine yaklaşık yarım saat mesafedeki harasına gidiyoruz. Haranın kapısında Sancal Racing at Elmendorf yazıyor.

İçeri giriyoruz ve tüm ekip olarak şaşkınlığımızı gözleyemiyoruz. Murat kardeşimizin 20 seneliğine kiraladığı hara TJK’nın 5500 dönümlük Karacabey Pansiyon Harasının neredeyse 2 katı büyüklüğünde… Murat haranın 9000 dönüm olduğunu söylüyor. Haranın kendi operasyonu için çok büyük olduğunu ve bu nedenle bazı yerleri başka yetiştiricilere kiraladığını belirtiyor. Satışta devamlı oturduğumuz için sonradan biraz pişman olsak da, yürüyerek harayı dolaşmaya başlıyoruz. Murat kardeşimiz bize haradaki Türk yetiştiricilerin aygır, kısrak ve taylarını tek tek gösteriyor. Sırasıyla Kahraman ekürisine ait foal, yearling, aygır (resimdeki MARCAVELLY) ve tayları, ardından Alp Evcimen’e ait Amerika’dan alınan 2 aygırı, sonrasında ise Recep Avşar, Uğur Börü ve Abdülsamet Tekin’e ait kısrak ve foalları ziyaret ediyoruz. Bu arada Murat Sancal bize hara ile ilgili inanılmaz bilgiler veriyor. Haranın eskiden bir sezonda 400 tayın doğduğu bir hara olduğundan, haranın sahiplerine ait bir safkanı çok başarılı bir şekilde koşturduğu için aralarında başlayan dostluktan ve bu dostluğun haranın kendisine kiralanmasına kadar olan süreçten bahsediyor. Müthiş keyif aldığımız anlar bizimle dolaşmak yerine cep telefonundan Galatasaray maçını seyreden Arif Kurtel ağabeyin yenilgi haberini vermesiyle tatsız bir şekilde sonlansa da, gerek satışta, gerekse harada geçirdiğimiz güzel ve özel anlar sayesinde otelimize mutlu bir şekilde dönüyoruz.

Çarşamba günü yarışa gidiyoruz

Ben bu yazıyı yazdığımda Amerika’da saat Salı gecesi 23.32 idi… Yani sizlerin aynı anda Türkiye’de Çarşamba sabahı 07.32’yi yaşadığınız anlar. Yazıyı noktalayıp istirahate çekileceğim şu saatlerde yarın yani Çarşamba günkü programımız da belli oldu. Çarşamba gününü daha önceden içinde American Pharoah’ın babası Pioneer Of The Nile’ın da bulunduğu Winstar Harasını ziyaret etmek için ayırmıştık ama onun yerine son dakika grup kararı ile rotamızı Murat kardeşimizin de bir atının da start alacağı Churchill Downs Hipodromuna çevirdik. Churchill Downs’da hem Murat’ın atına tezahürat yapacağız, hem de 2 gündür at yarışı oynamadığımız için biriken kurtlarımızı dökmeye çalışacağız. İçimden bir ses şöyle 5-6 bin dolarlık bir 4’lü ganyan tutturacağımı söylüyor ama bunun ne kadar gerçekleşeceğini ancak oynadıktan sonra anlayacağım. Yarın burada gece, sizin orada ise yine sabah vakitlerinde sonucu sizlerle paylaşırım. Amerika Keeneland’den ilk günün notları bu kadar… Günlüğün ikinci bölümünde görüşmek üzere kalın sağlıcakla… 

Atahan Zilcioğlu / Amerika-Lexington

Son DüzenlenmeSalı, 10 Kasım 2015 04:49

1 yorum

  • HASAN SAYDAM
    HASAN SAYDAM Çarşamba, 04 Kasım 2015 11:46 Yorum Linki

    Ellerine sağlık evlat... Ah ben de genç olsaydım da aranızda olsaydım. Yürüyüşe katılmaz bir köşede sşisi beklerdim. Bir de ne yeyip, ne içtiğinizi söyle... Tuncay'ı görürseniz de ona Room Baba ısmarlamayı unutma... Room Babalar benden... Yarın sabahı merakla bekleyeceğim. Recep e söyle sizi aç bırakmasın. Hepinizi öpüyorum. HASAN SAYDAM

    Cvp: Çok teşekkürler abicim ellerinden öpüyorum.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık