Menu

AT DİŞÇİLİĞİ üzerine bir mektup… Özel

Geçtiğimiz günlerde editörümüz Atahan Zilcioğlu'nun yurt dışındaki at sahibi ve antrenörlerimizin başarılarından bahsettiği ‘Onlar yerinde Saymıyorlar’ başlıklı yazıyı okuduktan sonra, bu yazıya atfen sitemize bir mail atan Erhan Büyüksağiş isimli ‘At Dişçiliği’ üzerine yurt dışında eğitim almış bir dostumuzun mailini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bu konuda profesyonel desteğe ihtiyacı olan ya da böyle bir branş olduğunu bilmeyen atçılar için faydalı bir paylaşım olacaktır düşüncesindeyiz.

*

Atahan Bey merhaba…

Biraz geç de olsa 'onlar yerinde saymıyor' başlıklı yazınızı okudum.
Yerimde saymıyorum demek benim haddime değil ama yerimde saymamaya çalıştığımı düşünüyorum. Ben Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nde At dişçiliği üzerine çalışmış, eğitim almış birisiyim. Dört yılımı Kanada'da bir yılımı Colorado'da geçirdim. At diş teknisyeniyim, veteriner değilim. Zaten bilirsiniz bu farklı bir meslek dalı ve veterinerlik içinde yer almıyor.
2015 Kasım ayında Türkiye'ye geri döndüm. Kısa sürede insanlar ilgi duydu ve İstanbul ile Ankara'da Engel Atlama branşının önemli antrenörleri ile Türkiye'de çalışmaya başladım. Az da olsa atlı dayanıklılık ve dresaj dalında da çalıştığım at sahipleri oldu şimdiye kadar. Yani yarışçılık haricinde kalan atçılık camiasında yaptığım işe karşı büyük bir ilgi var ve ben ülkeme döndüğüm için mutluyum.
*

Kasım ve Aralık aylarını ise İzmir'de geçirdim. Şirinyer Hipodromu'nda ilgilendiğim atlar oldu. Ocak ayında ise İstanbul'a geldim ve İstanbul'da yaşıyorum. Halen Veliefendi Hipodromu'na uğramadım bile. Ne zaman uğrarım bilmiyorum, içimden gelmiyor.
*
Size katılıyorum bürokratik engeller elbette atçılığın gelişmesinin önünde bir engel, at ithalatı şartnamesindeki istenen şartlar, 1 aylık karantina süresi vs.
Fakat insanların gelişmeye ve öğrenmeye açık olmaması bu ülke yarışçılığının önündeki en büyük engeldir bana göre. İşin garibi doğulu ve sosyo-ekonomik olarak daha alt düzeydeki insanlar gelişmeye, öğrenmeye daha açık iken yarışçılıkta (berbat bir tabir beni bağışlayın) 'Beyaz Türk' olarak tanımlayabileceğiniz kişiler gelişmeye ve öğrenmeye daha kapalı gibi. Bu kadar ingilizce bilen, bildiğini düşünen insanın olduğu bir yerde at dişçiliği üzerine neler yapılması gerektiğine dair insanların net bir fikri yok maalesef. Fikir olmayan yerde eksiklik algısı ve ihtiyaç da yok.
*

Bu ülkede halen on binlerce dolara yurt dışından kısrak alınırken, o kısrakların olduğu çiftlikleri bir tane bile kalifiye at dişçisi ziyaret etmediği için o kısraklar iyi bir gebelik dönemi geçirmiyorsa ve kimse bunun farkında bile değil ise,  atları yarış sahalarında bir at dişçisi olmadığı atlar sabah idmanında kantarma kilitleyip birbirine çarpıp ölüyorsa, kantarma kilitlemenin bir diş problemi olduğu bilinmiyorsa ve yurt dışından gelen bir at diş teknisyeni insanlara 'kantarma oturağı' (bit seat) diye bir şey var bu bütün dünyada at dişçileri tarafından yapılır burada kimse yapmıyor bunun amacı şudur diye anlatıyorsa, durum bu branşta gerçekten vahim demektir. Arap atları tüm at ırkları içerisinde bilinen en sıkıntılı ve en riskli dişlere sahip atlardır, %4 5 Arap atı popülasyonuna sahip bir yarış camiası var ve sahalarda bunu yapan olmadığı gibi bunun olmasının gerektiğini söyleyen birisi de yok. Bunun olması gerektiğini söylemek bu işten para kazanan birisine kalınca da zaten şüphecilik ile zehirlenmiş kafalar yine çalışmaya başlıyor ve olduğumuz yerde sayıyoruz.

*

Ben yurt dışındaki arkadaşlarımla sohbet ettiğimde 'biliyor musunuz benim ülkemde bilinen at diş teknisyeni yok bir kaç veteriner bunu yapmaya çalışıyor ama onların da eğitimi ya da deneyimi yok, deneme yanılma yolu ile yapıyorlar, pek çok arap atı problem yaşıyor' dediğimde bana sordukları soru 'nasıl yani  Victory Gallop sizin ülkenizde ve at diş teknisyeni kimse yok mu?' diyorlar. Kimisi 'şaka mı yapıyorsun, Kemer Country Club'ün fotoğraflarını göstermiştin bana senin ülkende öyle bir tesis varken at diş teknisyeni yok mu?' diyorlar. Alakasız gibi görünen bu cevaplar bizim durumumuzu özetliyor aslında. Biz parayı basıp ilerleme bekliyoruz aynen futbol takımlarımızda olduğu gibi.
*
Ben kendi branşım açısından konuyu değerlendirebiliyorum ve gördüğüm bu… Diğer iş kollarında da (antrenörlük, nalbantlık, veterinerlik vs.) benzer durumlar yaşanıyor olmalı. Sözün özü biz bürokratik engelleri aşabilsek ve elin Fransız’ının alacağı kısrağı siz alsanız, elin İrlandalısının aldığı foal’u ben alsam bile bilgiye olan uzaklık yarış sektörünün gelişimini engelleyecek gibi gözüküyor.

Saygılarımla…

Erhan Büyüksağiş

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

http://atdiscisi.com/hakkimizda-2/

 

Son DüzenlenmeSalı, 26 Nisan 2016 17:38

3 yorum

  • Dilara Lale
    Dilara Lale Perşembe, 09 Haziran 2016 15:33 Yorum Linki

    Ben Dilara Lale, veteriner fakültesi öğrencisiyim.Öncelikle bu alandaki uğraşlarınız, kendinizi geliştirmeniz ve ülkemize vermiş olduğunuz katkıdan dolayu teşekkür ediyorum. Yazınızda bir ayrıntı beni çok rahatsız etti ve bunu düzeltmek ihtiyacı duydum. Sizin de bir veteriner olmadığını göz önünde bulundurarak, veterinerlik adında bir kavram yoktur ya Veteriner Fakülteler ya da Veteriner Hekimler vardır. Biz eğitimimizi alırken bu dersleri görüyoruz, müfredatımızda olan konulardır. Fakat bu alanda uzmanlaşmamamız bunu ayrı bir meslek dalı ve sizin tabirinizle veterinerlik te yok zaten deme hakkını vermediğini düşünüyorum.

  • ali doğar
    ali doğar Pazar, 05 Haziran 2016 01:15 Yorum Linki

    Çok faydalı bir yazı olmuş.Cehalet herşeyin önünü kapar.Milyarlar verilip alınan atların sağlığına dikkat edilmemesi çok üzücü.

  • Fatih ÖZCAN
    Fatih ÖZCAN Çarşamba, 27 Nisan 2016 10:00 Yorum Linki

    Yazıyı okuyan arkadaşlar web sitesini ziyaret edip detaylı incelemenizi tavsiye ederim....Yeni nesil atçılar için adım daha ileri atmak için bilgiler var....

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık