Menu

TEK "DİŞİ" KALMIŞ CANAVAR ve 3-4 EYLÜL... Özel

Amasız, fakatsız… Türkiye Jokey Kulübü belki de tarihinin en güzel Enternasyonal koşu festivalini gerçekleştirdi.  İş 'tepeye' yazar! Yasin Kadri Ekinci'yi gönülden kutlarım. Kestirmeden belirteyim ki Yasin bey dışında bu camiada bu işi bu kalitede, bu kalibrede yapabilecek bana göre bir kişi var.

Bizim patron (Atahan Zilcioğlu) protokol tribününde olmaktan, oralarda bulunmaktan hoşlanmadığı için her yıl davet geldiği halde 'o tarafa' gitmiyorduk. Bu yıl derneğimizi (AYYD) temsilen Reşat Köstem ağabeyin de telkiniyle iyi ki de oradaydım. Ben de patron gibi o konularda 'yabaniyim'. Seneye gider miyim? Bilmiyorum. Kendi kendime söyledim ki 'bu hipodrom, bu at yarışı bana hiç zarar vermedi; hep keyif verdi'

 

Muhteşem iki gün yaşandı. Dünyanın en önemli saat firmalarından Longines, hem Topkapı Koşusu'na koyduğu sponsorluk ikramiyesiyle, hem de 3 yıllık anlaşmaya imza atmasıyla, çürümeye yüz tutmuş 'spora sivil sponsorluklar' konusunda bırakın at yarışını, ülke sporu için önemli bir hizmet yaptı.

Gelenleri çok iyi ağırladık. TJK tüm profesyonel birimleriyle kusursuz görev yaptı. Erkal Filiz ağabey yönetiminde TJK TV tarihi zirvelerinden birine imza attı. Kusur ararsan bulursun. Ancak mevzuumuz, çok da alışkın olmadığımız güzelliklerden 2 gün boyunca sürgit görünce olumlamak olmalı. Eleştiri, kusur bulmak, eksik çıkarmak, hata kollamak… Bunlar gazeteciliğin hem gereği, hem ödevi... İyi iş yapılınca da övgü tarafının hakkı verilmeli.

Yarışlarda çuvallayarak başladık, iyi bitirdik. Cumartesi rezalettik; Pazar sevinçli. Anlatacağız. Ama araya bir AĞAM parantezi! Selim Kaya'ya AĞAM derim ben... Ağadır, paşadır; adamdır. Yerlidir, millidir. Dün gece yarış sonrası aradı... "Jokey odasında Waneta yarışında tribün yaptık. Benim alkıştan ellerim patladı. Sadettin abi buz getirdi. Sesim kısıldı. Çok sevindik, Waneta bizim atımız" dedi.

Waneta... Tek DİŞİ kalmış canavar... Kelimenin tam anlamıyla yeni PRENSES... Yarışın teknik analizi işim değil; yapacak birçok arkadaşım var. Faul meselesine gelince... Karar tartışmalı. Elbette gri alanları var.  Başka ülkede TÜRK ATI olarak odunu yerdik, bizde iki TÜRK ATI mücadele etse yarış değişebilirdi, başka ülkede başkaca İKİ AT koşsa durum farklı olabilirdi. Tüm fikirlere açığım. Ancak bu, zaferin muhteşemliğine gölge düşürmüyor.  Murat (Kadaifçioğlu) ağabeyi, Baha (Yargı) ağabeyi, Halis'i (Karataş) ve bütün ekibi can-ı gönülden kutlarım. Yarış sadece kazanılmış bir zafer değil, adeta son 15 yılda mazlumlaşmış Türk yarışçılığının haykırış beratı olmuştur.

Yukarıdaki satırların kahramanı TJK TV, WANETA, TJK, YASİN EKİNCİ vs… Amasız, fakatsız, lakinsiz, ancaksız tebrikler...

Peki, Cumartesi günüyle bugün arasında Türk yarışçılığının sorunları bazında fark var mı? Yani Waneta ve Gümbür Gümbür ile sorunlarımız azaldı diyebiliyor muyuz? Zinhar Hayır! Çünkü meselemiz, meselelerimiz futbolun aynı. Futbolda da 600 milyon dolarlık bir yayın geliri var sahalarımız nanayda fişko! Orada da pırıltılı tesislerimiz var, futbolcu yetiştiremiyoruz. Yurtdışından yetiştirdiklerimizi 'bizim' sayıyor, galibiyetlerle günlük olarak mutlu oluyoruz. Kalıtsal sorunlara çözüm on yıllardır yok.

At Yarışımızda da durum farklı değil. Hiçbir itirazım yok; Gazi Günü BMW'lerle, Enternasyonal Koşu günü JAGUAR'larla tribüne insan taşımaya... Hiçbir itirazım yok, Longines gibi bir dünya markasıyla aynı cümlede anılmaya. Hiç ses etmem, o 2 günde tribündeki şıklığa, asalete, zarafete, nezakete, letafete! Bunlar olmalı, iyi ki de var! Ancak bunlar pastada kiraz, kremada çilek olmalı. Senin atçılığının köklü sorunları daha halledilememiş ki! Bu eleştirinin muhatabı ne bugünkü TJK'dır, ne yöneticileri... Ton yıllardır sorunların var. Yasin Bey belki bu sorunları bilip görüp, hiç olmazsa senede dört-beş gün meselelere ŞAPKA giydirip, atçılık kamuoyuna nefes aldırmak istiyor. Anlamaya çalışırım.

Ama olmuyor. Çalıştay öncesinde hangi atçıyla konuşsam mutsuz, geleceğinden umutsuz. Çalıştay'ın içinden umut parçacıkları çıkabileceğini iddia ediyor bu işi bilenler. Umarım öyle olur. Gelişmeleri bu sitede takip edebileceksiniz zaten. Herkesin ideali, umuru, umudu 3-4 Eylül'deki steril tablo... Bu tablo, Türkiye kamuoyu gözünde de atçılığın yerini tekrar eski sınıfına ulaştırma adına elimizde güçlü bir kart!
Emeği geçenlere bir kez daha teşekkürlerimizle...

Son DüzenlenmePazartesi, 05 Eylül 2016 16:19

1 yorum

  • B. Yavuz
    B. Yavuz Salı, 06 Eylül 2016 17:43 Yorum Linki

    Mehmet bey herşey süper anlattıklarınız müthiş ama birde bu işin yönetimsel ve işletimsel doğrularını ve yanlışlarını bütün açıklık ve gerçeklikleri ile yazsanız , büyük heyecanla ve umutla beklediğim sizin ve Atahan beyin yazılarında artık son buldu.
    Özellikle Atahan beyin doğru mert yiğitçe doğruları haykırışı da devre arasına girdi galiba bi hızı kesildi.
    Ben sizden yönetimdeki bitiklerin Nasıl cebini doldurma yarışına girdiğini. Sonra sadece koltuk Sevda'sında olanların insanları Nasıl kandırdığını, yıllardır hep hazır yiyip bu koca camianın sadece bahis ve kumar ( üzülerek ve özür dileyerek söylüyorum) ortamı imajına büründürüldüğü. Atçılık çalıştayı falan yalan olduğunu ,balkondakilerin aşağıdakileri , kır kahvesi ve gölgeyeledekilerin yukarıdakilerden nefretini , tüm doğru ve açıklığı ile itiraf ve izahını nihayetinde duymak istiyorum.
    Saygılar

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık