Menu

BÜLTENCİLİK ve SAATÇİLİK…

Her ikisini de yaptım…

Bülten de çıkardım, saat de tuttum…

Ayrıca babam da Türkiye'de ilk bülten çıkaran adamlardan biridir, Antrenördü ama kondisyonerlik de yaptı...

Ömrüm bu işlerde geçti…

O yüzden bu iki konuda da ahkam kesme hakkına sahibim…

Bültencilik ve Saatçilik At yarışları sektöründe bir dönemin en önemli unsurlarıydı…

Bülten sahipleri, sektörün içerisinde sanki büyük birer medya patronu gibi ciddi ilgi görürlerdi…

Saatçiler ise insanların dost, arkadaş olmak için can attıkları, bu sayede en özel tüyolara ulaşabildikleri kişilerdi…

Peki, şimdi durum nedir?

Bunun tam tersi…

Bültencilik de, Saatçilik de can çekişiyor!

Peki, neden böyle oldu?

Çok uzun bir hikaye o yüzden kabaca anlatmak istiyorum.

Spor ve Ulusal Gazeteler At yarışları eki vermeye başladığı an bültencilik yara almaya başladı.

Bir bülten parasının 4’de 1’ine hem normal gazete, hem de at yarışı eki almaya başlayan yarışseverler bültenlerden hızla uzaklaştı.

Bültenler maalesef fiyat dengesinde çaresiz kaldılar. Çünkü 300.000 Tirajlı gazetelerle, 2000-3000 tirajlı bültenlerin aynı fiyata satılması mümkün değildi.

Bu nedenle tirajlar giderek düştü, pek çok bülten kapatıldı.

Bununla beraber Saatçilik mesleği de aynı dönemde darbe yemeye başladı.

At Yarışı ekleri galopları bültenlerden alarak kullanmaya başladılar. Saatçilere galop parası ödemek yerine bayiden emanet bir bülten alıp galopları kendi sayfalarında kullanma yolunu seçtiler.

Bültenler kapandıkça ve bülten satışları düştükçe saatçilerin de kazançları düşmeye başladı.

Bugün artık günümüzde 10 civarında bülten ve 7-8 tane saatçi kalmış durumda…

Neredeyse hiçbirinin durumu iyi değil…

Kimse onları tanımıyor, kimse onlarla ilgilenmiyor.

Ulusal medya onları yemeye devam ediyor.

Peki, ben bu yazıyı neden yazdım?

Şunun için…

Lütfen TJK bu konulara bir el atsın. Bültencilik ve saatçilik müesseseleri ölmesin, yaşatılsın…

Bunlar yarışçılığın gelenekleri, kökleri…

Bu iki kurumun yok olması demek, işin aslından, esasından uzaklaşılması demektir.

Bakın Türkiye’de çıkan gazetelerde yazıp, çizen pek çok kişiyi camiada bir Allahın kulu tanımıyor. Çünkü onlar sektörün gerçek aktörleri, işin erbabı değiller.

Bültencilik, saatçilik bizim camiamızda sıradan bir iş değildir, çok önemli mesleklerdir. Sosyal medyada bir hesap açıp tahmin vermeye benzemez.

Dolayısıyla TJK’nın bu konuda bir şeyler yapması, bu iki mesleğin yaşatılmasına destek olması lazım.

Nasıl mı?

Çağırır sorarlarsa, onu da söyleriz…!

 

Son DüzenlenmeÇarşamba, 26 Ekim 2016 20:37

1 yorum

  • Serkan Kaya
    Serkan Kaya Salı, 25 Ekim 2016 13:40 Yorum Linki

    Kondisyonerlerin kesinlikle sektörde başaktörlerden olduğu su götürmez. Bu sektör yarışseverle döndüğüne göre, bahis yapan yarışseverin büyük çoğunluğu atın çalışmasıni incelediğine göre doğru ve sağlıklı bilgiyi pürdikkat takiple dürüst şekilde yarışsevere aktaracak olan SAATÇİ arkadaşları ayakta tutmaktan başka çare yok.. Netice 1000ini 1 yapan ata 4.5 Ç. diye bilgi aktarıldığı zaman kimse o atı yazmıyor ve 4.5 Ç ile gelen bir attan oyun kaybeden bir yarışseverin oyunu eldeki verilerle bulacağına olan inancı SIFIRlanınca oyundan en önemli aktörü düşürmüş oluyorsunuz... Burada TJK 'nın her hipodromda 5'li 6'lı ekipler kurarak galopları RESMİ KURUM bünyesinde toplaması ve TELİF Hakkı ile istediği yayın grubuna satarak da SAATÇİ insanların maaşını da rahatlıkla ödemeleri gerekir. Bu işin başka çıkar yolu yok.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık