Menu

VARLIK FONU VE ÇEKİNCELER... Özel

Öncelikle Varlık Fonlarının dünya genelinde kuruluş ve işleyişi ile ilgili olarak kısa bir eleştirimi içeren tespit yapmak istiyorum. Zira bazı konularda bu yazımın daha net anlaşılabileceğini düşünmekteyim.

Varlık Fonu sistemi Cari Fazla (artı değeri olan) veren ülkelerin uyguladığı ve fazla olan kaynağın / paranın / nakdin yatırım aracı olarak değerlendirildiği ve kullanıldığı bir sistemdir. Oysa ki ülkemizin Cari Açık veren bir ülke olması nedeniyle varlık fonu sisteminin rasyonel ve mali değerler açısından uygulanma imkanı bulunmadığı gerçeği karşısında 680 Sayılı KHK ile at yarışları lisans hakkının Varlık Fonuna devrine ihtiyatla ve hatta şüpheyle yaklaşılması gerektiği kanaatindeyim.

Malum olduğu üzere 680 Sayılı KHK ile 6132 sayılı At Yarışları Hakkında Kanuna eklenen bir madde ile ‘Yurt içinde at yarışları düzenleme, yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen at yarışları üzerine yurt içinden ve yurt dışından müşterek bahis kabul etme hak ve yetkilerine ilişkin lisanslar’ topluca 1/1/2018 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş.’ne ait Fona verilmiş / devredilmiştir.

Yani burada net bir örnekleme yapmak gerekirse nasıl ki, Türkiye Yarış Atı Yetiştiricileri ve Sahipleri Derneği ve bu dernek tarafından 1979 yılında kurulmuş bir Seyis Kıdem Tazminatı Fonu varsa, aynı şekilde Türkiye Varlık Fonu A.Ş. ve Kazancı Vergi Muafiyetine Tabi Bir Fonu bulunmakta ve lisans hakkı buraya devredilmektedir.

Tabi burada sınırlı olarak bir devir söz konusudur. Denetleme yetkisi hala GTHB’ na aittir. Bu Denetim Varlık Fonunun GTHB Tarafından Mali Olarak Denetlenmesini Kapsamamaktadır. Zira, At Yarışları Kanunu ve At Yarışları Yönetmeliğine göre sözleşme ile yetki devri sağlanan TJK’nın her daim / istediği her zamanda / haber dahi vermeden mali konularda denetleme yetkisi GTHB’na aitken, lisans yetkisinin Varlık Fonuna devredilmesi ve Varlık Fonunun ‘Özel Bir Mali Denetim Şeklinin’ belirlenmiş olması karşısında Yarış Gelirlerinin Nereye Aktarılacağı belirsizlik taşımaktadır. Zira, 6132 Sayılı At Yarışları Kanunu’ nun 3. Maddesine göre Yarış Gelirlerinin ‘Ancak / Sınırlı Sayıda Olacak Ve Zorunluluk Arz Edecek Şekilde’ nereye Tahsis Olacağı belirlenmişken, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. ve ona ait Fonun farklı amaç gütmesi ve farklı ‘Özel Bir Kanuna Tabi Olması’ kafalardaki en önemli soru işareti olması gerektiği kanaatindeyim.

Bu lisans yetkisinin devri ile birlikte at yarışları camiasında 7’ den 70’ e herkes tarafından bir özelleştirme başlığı ve konusu tartışılır oldu ki; bu konunun çokta uzak olmayacağı kanaatindeyim.

Özelleştirme konusu ile ilgili (doğru olup olmadığı kesinlikle tartışılması gereken bir konudur) daha uzunca bir yazı kaleme almak gerekirse de, net olarak şunu söylemek gerekir ki ‘Türkiye Varlık Fonu A.Ş’nin esas sermayesinin tamamının 50 Milyon Türk Lirası’ olması karşısında zaten bu lisans hakkını kendisinin kullanmasının fiili anlamda mümkün olmadığı ve özelleştirmenin çok yakın olduğunu söylemek gerekir.

Ayrıca bundan daha önemli bir gösterge var ki, o da Türkiye Varlık Fonu A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Varlık Fonu Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Bostan, 2016 yılının Şubat ayında Özelleştirme İdaresi Başkanlığına atanmış ve Türkiye Varlık Fonu A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanlığına atandığı 2016 yılı Kasım ayına kadar da bu görevini sürdürmüş, özelleştirmenin en başındaki kişi olması karşısında özelleştirmenin çok yakın bir zamanda bu sektörde de gerçekleştirileceğini düşünenlere iştirak etmekteyim.

Özelleştirmenin doğru olup olmadığından ziyade Mehmet Bostan’ın Türkiye’deki çok önemli özel teşebbüs ve kamu bankalarında üst düzey yöneticilik yapması (para ile doğrudan teması / iltisaklı oluşu) bir yana ‘Yönetim Anlamında Sıkıntılı Süreçler’ geçiren Turkcell gibi bir şirketin yönetimine SPK tarafından bağımsız üye olarak atanmış ve yaklaşık 2.5 yıl burada görev ifa etmiş olması da dikkate alınarak, Türkiye’nin bu sektörden elde ettiği / edeceği kar marjlarını yükseltmek odaklı ‘Daha Çok Maddi/ Mali Konular’ ile ilgili politika izleyeceğini (Atçılığın gelişmesi ve uluslararası arenada söz sahibi olunması adına, alınması ve yapılması gereken önlemler/ tedbirler konusunda bir “önceliği” olacağını şahsi olarak düşünmemekteyim) net olarak ifade etmek isterim.

Yapılması gerekenlerle ilgili olarak ‘gelecek tepkilere göre’ bir yazı daha kaleme alacağım.

Saygılarımla.

Av. Utku Keleşoğlu

Son DüzenlenmeÇarşamba, 18 Ocak 2017 17:39

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık