Menu

Af, Doping Yönetmeliği, Varlık Fonu ve Gündemdeki Diğer Konular… Özel

Her ne kadar son dönemlerde sık aralıklarla yazı yazmıyor olsam da, yine de konular biriktikçe düşüncelerimi sizlere aktarmaya çalışıyorum.

Bugün de izninizle bazı konulardaki fikirlerimi kısa kısa da olsa paylaşayım.

Lafı fazla uzatmadan başlayalım.

Af konusu…

Af konusu atçılar tarafından çok karıştırılan bir mesele…

Çünkü iki şey birbiri ile karıştırılıyor!

Nedir bunlar?

Birincisi; Bir sebepten dolayı pedigrisi çıkartılamamış ya da damızlık belgesi alamamış safkanlarla, bunlardan doğan tayların durumu,

İkincisi; Doping cezası nedeniyle koşması yasaklanmış safkanlarla, yine doping cezası alan ve mesleklerini yapamayan antrenör ve seyislerin durumu…

Bugün size bunlardan ilki için güzel bir haberim var.

Yüksek Komiser Kurulu, bir sebepten dolayı pedigrisi çıkartılamamış ya da damızlık belgesi alamamış safkanlarla, bunlardan doğan tayların cezalarının affedilmesi ile ilgili olarak yeni bir Yönetmelik hazırladı.

Son rötuşları yapılan yeni yönetmeliğin kısa süre içerisinde GTHB Faruk Çelik tarafından imzalanması ve ardından da Başbakan Binali Yıldırım’a imza için gönderilmesi bekleniyor.

Bakanlar Kurulunda imzaya açılmasına gerek olmaması ve sadece ilgili Bakanın imzası ile Başbakanın imzasının yeterli olması nedeniyle, büyük bir aksilik olmaması durumunda söz konusu yönetmeliğin en geç 1 ay içerisinde yürürlüğe gireceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Bu değişiklik yapıldığı andan itibaren uzun zamandır Pedigri veya Damızlık Belgesi almayı bekleyen safkanların sorunu çözülmüş, sahipleri de derin bir nefes almış olacaklar.

İkinci mesele, yani cezalı at, antrenör ve seyislerin durumu ile ilgili konu ise biraz daha zaman alacak gibi…

Çünkü bu konuda beklenen affın gerçekleşebilmesi için yasa değişikliğine ihtiyaç var.

Her ne kadar Ağustos ayında yapılan Çalıştay’da Doping Yönetmeliği ile ilgili olarak neredeyse yüzde yüz bir mutabakat sağlandıysa da, bu yönetmeliğin yaşama geçirilmesi için Bakanlık kanadı maalesef hızlı adımlar atmadı ya da atamadı. Türkiye’nin genel gündeminin son derece yoğun olması da elbette bu konunun bu denli bekletilmesinin sebeplerinden biri…

Ancak yine de fazla karamsar olmaya gerek yok. Çünkü neredeyse her şey hazır. Benim tahminime göre her şeyin kilitlendiği referandum oylamasından hemen sonra bu konu da hızla Meclise getirilecek ve bir torba yasa ile birlikte hayata geçirilecektir.

Gündemin değişmeyen bir diğer konusu da elbette At Yarışları Lisans Hakkının Varlık Fonuna devri meselesi

Bu konuda çok değişik spekülasyonlar yapılıyor.

Fonun, At Yarışlarının marka değerinin tespit edilmesi ile ilgili yaptırdığı çalışmaları duyuyoruz. Bunun dışında çeşitli kanallardan gelen çok değişik bilgiler de var. Ancak hiçbirini teyit ettirebilme imkanı yok.

Başkan Yasin Ekinci’nin de bu konu ile ilgili ciddi bir mesai yaptığı, hatta ve hatta kafasındaki bir proje için bu aralar yurtdışında (Fransa’da) olduğu gelen bilgiler arasında…

Ayrıca hatırı sayılır bazı kanallardan Veliefendi Hipodromu ile ilgili aldığım duyumlar da oldukça enteresan…

Öyle ki; Veliefendi Hipodromunun bu yaz sezonunun sonunda bir daha açılmamak üzere kapatılabileceği ve İstanbul’da yarışların bir daha Veliefendi’de yapılmama ihtimalinin Ankara’da yüksek sesle konuşulan bir mesele haline geldiği söyleniyor.

İstanbul’a yapılması planlanan yeni hipodromun arazisi için boşaltılan askeri arazilerden birinin seçileceği, rantçıların ağzını sulandıran büyük arazilerin, hipodrom gibi kamusal fonksiyonları olan organizasyonlar için ayrılmasının bizzat hükümet tarafından dile getirildiği konuşuluyor.

Bütün bu duyumlardaki gerçeklik payı ne kadar bilemiyorum. Ama bu tarz düşünceler veya planlar varsa nasıl olsa er geç kokusu çıkar…

Seyis Meselesi gündemin bir diğer önemli meselesi…

Özgecan Aslan Koşusu için Adana’da yapılan etkinlikler esnasında bir kere daha gördük. Türkiye Jokey Kulübü Kadın Seyis Projesine gerçekten ciddi şekilde önem veriyor. Bence çok da iyi yapıyor. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de bu işlere kadın elinin değmesi şart.

Ancak bunu önemserken, hipodromlarda lisanı olmadan at bakan seyislerin durumunu da ıskalamamak lazım. Neredeyse her hafta 6-7 tane bu şekilde çalışan seyis kardeşlerimizden mesaj alıyorum. ‘Ne olacak bizim durumumuz, aylardır bu şekilde lisansımız olmadan çalışıyoruz’ diyorlar.

Bence de çok haklılar… Bu kardeşlerimizin mutlaka bir an önce lisanslandırılması lazım.

Bir diğer konu İthal Şartnamesi ve yurtdışından aldıkları atları getiremedikleri için mağdur edilen yetiştiriciler

İthal şartnamesi meselesi de tıpkı Doping Yönetmeliği meselesi gibi Çalıştay’da mutabakat sağlanan konulardan biriydi. Sonrasında Asli üye yetiştiricilerin başını çektiği bir grup bu mutabakata itiraz edip Ankara’ya dilekçe yazmıştı.

Bugüne değin bu konuda bir ilerleme kaydedilmediğine göre, bu grubun fendi Çalıştayı yenmiş durumda…

Sen insanları topla, sunum yaptır, tartıştır, konuştur ondan sonra bir tane dilekçe geldi de ve yapılan tüm çalışmaları çöpe at…

Olacak şey değil!

Ama oluyor maalesef..!

Müsteşar Nusret Yazıcı Beye denk geldiğim ilk yerde ‘siz insanları Ankara’ya niye davet ettiniz, niye ömürlerinden 2 günlerini çaldınız, buna ne hakkınız var’ diye sorucam elbette! Bakalım ne cevap verecek çok merak ediyorum.

Mağdur edilen yetiştiricilere gelince…

2 sene önce mevcut şartnameye göre alım yapan ancak henüz atlarını Türkiye’ye getirmemişken ‘bir telefonla’ değiştirilen şartname nedeniyle atları yurtdışında kalan mağdur yetiştiriciler için iyi haber çok yakında gelecek gibi…

Yüksek Komiserler Kurulunun bu atların getirilmesi için gerekli çalışmayı tamamladığı aldığım duyumlar arasında… Sanırım 2-3 hafta içerisinde bu izin gündeme gelecek ve bu sayede mağduriyetler geç de olsa ortadan kaldırılacak.

Yukarıda kısa kısa değindiğim konuların dışında paylaşacağım birkaç konu daha kaldı… Onları da en kısa sürede paylaşmak üzere bu defalık benden bu kadar…

Sağlıcakla…

Son DüzenlenmeCuma, 17 Mart 2017 18:29

2 yorum

  • levent sarikaya
    levent sarikaya Cuma, 17 Mart 2017 00:15 Yorum Linki

    İthalat Şartnamesiyle ilgili bölümde ''BAZI asli üye yetiştiricilerin başını çektiği'' diye yazmak gerekirdi diye düşünüyorum. , ''Sonrasında Asli üye yetiştiricilerin başını çektiği bir grup '' diye yazılınca tüm asli üyeler böyle yapmış gibi anlaşılıyor ki bu COK YANLIŞ: Çoğu asli üye bu değişikliklere destek verdik, tabiki '' Türk soykütüğüne kayıtlı kısraklar yurtdışına aşıma gidince süresiz olarak orada kalabilirler, tayları Türkiyeye gelip Türk atı olarak koşar'' gibi Türkiyede yetiştiriciliği bitiricek olan yanlış ve tehlikeli madde hariç (Bir yetiştirici derneği nasıl böyle bir madde yazar o konuda da fikirlerinizi duymak isterim)
    Jokey Kulüp karşıtlığı bazen gerçekten haksızlık noktasına varıp, kamuoyunu yanlış bilgilendirme noktasına varıyor bence. Az sayıda kişinin yaptığı bir başvuru herkese mal edilemez ki herhangi bir karara karşı çıkmak da biz o fikirde olmasak bile herkesin en doğal hakkıdır.

    Atahan Zilcioğlu cevap: Öncelikle katkı için teşekkürler. Elbette yazının söz konusu kısmında TÜM Asli Üyelerden bahsetmiyorum, cümlenin kuruluş şeklinden öyle bir algı çıkartılıyorsa bunu öncelikle düzelteyim.
    Yazının ilgili kısmında Asli Üye vurgusunun yapılmış olması, zaten yazının öznesini oluşturuyor olması açısından önemli… Çünkü inanıyorum ki bu dilekçeyi aynı sayıda bir atçı grubu imzalayıp göndermiş olsaydı dikkate bile alınmaz, o şartname çoktan geçer giderdi.
    O nedenle BAZI Asli Üyelerin bu çabada ön safta olduğunun altının çizilmesi gerekiyordu. Ama elbette Çalıştay’daki çok sayıda Asli Üye bu konuya ciddi destek verdi. Dolayısıyla herkesi aynı sepete atamayız.
    Jokey Kulüp karşıtlığına gelince, böyle bir şeyi kabul etmem. Bu veya başka konulardaki meselelere hiçbir zaman bir kuruma karşıtlık olarak bakmadım. Benim Jokey Kulüp sevgimle halihazırdaki pek çok Asli üyenin Jokey Kulüp sevgisi karşılaştırılamaz bile!
    Kaldı ki; bu yazının özünde de böyle bir karşıtlık yok. Yani kuruma bir karşıtlık yok. Dikkat edilirse yazının hiçbir yerinde TJK’nın adı bile geçmiyor. İtiraz edilen husus çok net! Nedir o? Çalıştay’ın iradesinin yok sayılması ve buna Bazı Asli Üyelerin neden olması…
    Ayrıca yazıda farklı fikirlere de itiraz edilmiyor. Dilekçede imzası bulunan üyelere de bir şey denmiyor! Yazıda şikayetçi olunan tek muhatap Bakanlıktır.
    Benim açımdan konu budur.
    Yapılan yorumdan; son yıllarda Asli Üyelik Müessesesi aleyhine oluşturulan olumsuz algıdan duyulan rahatsızlık dile getiriliyor, bunu anlıyorum. Bu konuyu uzun uzun tartışabiliriz ve buna kısmen de katılırım, çünkü herkesi aynı kefeye koymak kesinlikle doğru değil. Ama yine de bu yazıdan TJK adına veya TJK Asli Üyelerinin tamamı adına bir alınganlık çıkartılması bence doğru olmaz. Çünkü o yazı bu yazı değil…
    Teşekkürler, selamlar...

  • Murat çelik
    Murat çelik Perşembe, 16 Mart 2017 21:02 Yorum Linki

    2001 yılınında renault 19 marka sıfır araç almıştık (8,200 lira)maiden 18.500lira.
    2017 renault 75000 tl olmuş. Maiden 27000 tl ne hırsızlık. Beni ayıktırabilirmisiniz. Yine de evet.

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık