Menu

‘Hâlâ’lar… Özel

Türkiye’yi yönetenlerin bize zarar vermesini ya da bir başka deyişle bizim hakkımız olanı bize vermekten imtina etmemesini sağlayabilmenin tek yolu; Yarış ve Yetiştiricilik Endüstrisini büyütmektir.

Bunun dışında ne yaparsanız yapın, ne kadar çok sosyal sorumluluk projesine imza atarsanız atın, camia olarak, sektör olarak, endüstri olarak istediklerinizi alamaz, derdinizi tam manasıyla anlatamazsınız!

Ancak gelin görün ki; Artan hipodrom sayımıza ve TL bazında yükselen satış cirolarımıza rağmen yarış ve yetiştiricilik endüstrisi maalesef arzu edilen gelişmeyi ve büyümeyi başaramadı! Yarış ve yetiştiriciliğimizdeki yapısal bozukluklar bir türlü çözülemedi.

Yarış ve yetiştiricilik çok farklı iki alan olmasına rağmen iç içe bir şekilde yaşamını sürdürmeye devam etti. Endüstrinin yetiştiricilik kısmı bir türlü kendi katma değerini yaratamadı, sürekli olarak yarışçılığın üzerine bindi. Yarış ikramiyeleri yıllardır sektörün neredeyse tek parasal kaynağı olarak önümüzdeki dururken, zaman zaman yılbaşında ilan edilen ikramiyelerin bile atçıya ödenemediği dönemler oldu.

*

Endüstrinin dişinden tırnağından arttırdığı birikimler, sürekli olarak yanlış yerlere yapılan yatırımlar nedeniyle yok oldu gitti. Son olarak Fon hesabından 130 Milyon TL harcanarak At Hastaneleri yapıldı. Ama bu ülkede 10 yıl Tarım Bakanlığı yapmış Veteriner Hekim bir Tarım Bakanı varken, ‘neden bunun 100’de biri ülkemizdeki Yarış Atı Veteriner Hekimliği için harcanmadı’ diye soran kimse çıkmadı. Onun yerine herkes birbirine İtalyan veteriner Antonio ne zaman gelecek diye sormayı tercih etti!

*

İkramiyeyi daha alt gruplara yayan, rekabeti zayıflatan, devamlı belli bölgeleri düşünen ve kollayan, düşük şartlı koşu sayılarını arttırarak güya yarış ve yetiştiricilikte ‘eşitlik ve adalet’ ilkesine dikkat eden popülist yarış programları ile ülke atçılığı inanılmaz bir irtifa kaybetti. Öyle ki senelerce Enternasyonal koşularda atlarımız nal topladı.

*

Bugün günümüzde hâlâ bir atın pedigri/pasaport’u şanslıysanız en az 8-9 ay sonra geliyor.

Hâlâ bir atınıza isim koymaya çalıştığınız zaman ömrünüzden ömür gidiyor.

Hâlâ yurtdışına koşmaya/çiftleştirmeye götürdüğünüz atlardan çıkarken sorulmayan tahliller geri dönüşte soruluyor ve atların ülkeye geri getirilmesine izin verilmiyor!

Hâlâ mevcut şartnameye göre alınan atlar, sonradan ve neden değiştirildiği bilinmeyen yeni ve eksik bir şartname yüzünden getirilemiyor!

Hâlâ çağdışı doping yönetmeliği ile atlar ve insanlar dünyanın hiçbir yerinde olmadığı şekilde cezalandırılıyor, mesleklerini yapamaz hale getiriliyor.

Hâlâ ağırlıklı batıda olmak üzere ahır sıkıntıları devam ediyor. Süper Lig tanımlaması yapılan İstanbul’da ahır sıkıntısı yaşamayan atçı neredeyse yok gibi…

Hâlâ pistlerden şikayetler devam ediyor!

Hâlâ yalandan Çalıştaylar yapılıyor!

İnsan sormadan edemiyor, bu endüstride ne doğru yapılıyor?

Son DüzenlenmeCumartesi, 20 May 2017 15:27

4 yorum

  • SÜPER BÜLTEN
    SÜPER BÜLTEN Salı, 30 May 2017 00:29 Yorum Linki

    Hala TAŞDEVRİ 'nden kalma KAMERALARLA YARIŞLARI İZELTTİRMEYE ÇALIŞIYORLAR.
    Hala ÖDÜL TÖRENLERİNDE YAPILAN KONUŞMALARI KAYDEDECEK MİKROFON BULUNAMIYOR.
    Hala YARŞSEVERLERİ MAĞDUR EDECEK POLİTİKALARI UYGULAMAYA DEVAM EDİYORLAR.

  • cenk kurt
    cenk kurt Pazar, 21 May 2017 03:33 Yorum Linki

    Deveye sormuşlar neren düzgün cevabı vermesine gerek kalmamış. Herşey bozuk. Bir pedigree nin 8 9 ay da çıkarılması kadar komik bir durum olamaz. Diğer maddelerde harfien doğru. Atçılık dışında herşey iyi gidiyor gibi algılanmasın prosedürler ve işbilmezler sayesinde ileri gitmeye çalışmak bile zorlaşıyor.

  • B. Y.
    B. Y. Cumartesi, 20 May 2017 23:16 Yorum Linki

    Yapılması gereken tek şey oradaki at,anne ,aygır,pedigre,kan hattı kalitesine bakıldığı kadar at sahibi kalitesini de oluşturmak. Sizin arzuladığınız ortam atçılığı çıkışa geçmek için çalışan zekalarla olur, atçılıktan (maddi , manevi) çıkış arayanlarla değil. Birde şu asli üye zırvalığından vazgeçilmeli çünkü asli üyelik değil asli yüz..lük,asli hır...lık olmuş artık. Bu arada 5-6 yıl kadar at sahipliği yapmaya çalışırken oluşan fikirlerimdir. Neyseki bırakalı da bi o kadar oldu keyif yapmak için geldiğim ortamda 1 sn. bile keyfim olmadı. Bu yönetim şekliyle de kimsenin olamaz.

  • Levent sarıkaya
    Levent sarıkaya Cumartesi, 20 May 2017 13:40 Yorum Linki

    Böyle şeyleri genelde ben söylüyorum, herkes de bana kızıyor. Bu seferlik beni kurtarmışsın :))

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık